Bir yaprağın bile kopmak için zamana ihtiyacı var..

20180117_131032

Bu sabah odamdaki Sıklamen çiçeğinin bazı yapraklarının sarardığını gördüm. “Ne oldu ki şimdi buna..” diye düşünürken aradım anneme sordum, “sararan yaprakları koparmalısın ki alttan gelenler güçlü çıksın” dedi..

Sararanı, eskiyeni usulca ayırmalısın ki yerinden, alttan gelen yeniyetmelere fırsat doğsun, yeteri kadar beslenebilsin ve güçlenebilsinler..

Hayatımızdaki anılar ve deneyimlerimiz gibi… Sararıp eskiyen anılara fazlaca odaklandığımız ve tüm enerjimizi onlara verdiğimizde, hayatımızı eskiden olmuş olumsuz deneyimlere göre şekillendirmiş oluruz. Böyle olduğunda ise taptaze yeniyetme anılar zayıf kalır ve hayatımıza olan etkilerini gösteremezler. Beslenemezler bir kere, zihnimiz o kadar meşguldür ki geçmiş yaşantılar ile oluşmuş şemalar ile uğraşmaya.. Yeni gelen yaşantıların hayatımıza ne kadar zenginlik kattığını fark etmemizi engellerler.

Peki bu durumda ne yapmalıyız? Nasıl bir yol izlemeliyiz ki geçmişte yaşadığımız deneyimler ve oluşan olumsuz/işlevsiz şemalar yerini yenilere bıraksın?

Durum çiçeklerde bile kolay olmadığına göre, bu denli karmaşık insanlarda ne kadar da zor olabilir siz düşünün. Hikayenin devamında ne olduğunu bilmek ister misiniz? Annemin tavsiyesi üzerine başladım sararan veya ölmüş yaprakları ve çiçekleri köklerinden nazikçe koparmaya.. Bazıları az bir çaba ile hemen geliverdiler elime. Hatta şaşırdım, “kolay olacak bu iş galiba” dedim. Elimi uzattığımda hemen kopuveriyor, kendini bana bırakıyorlardı adeta. Ancak sıra resimdeki yaprağa geldiğinde, iş değişmişti. Bir çiçek için verebileceğim en çok kuvveti verdiysem bile kopmadı yerinden, korkuyorum da bir taraftan diğer köklere de zarar verecek diye. En sonunda bıraktım peşini, hatta espri bile yaptım, dedim “sanırım henüz kopmaya hazır değil”:)

Öğleden sonra dönüp dolaşıp yine gözüme takılınca sapsarı ve kocaman yaprak, tekrar küçük bir kuvvet uyguladım, gelecek mi diye denedim ve kopuverdi kolayca. Bir de oturup buna şaşırdım, dedim “Bir yaprağın bile kopmak için zamana ihtiyacı var, kopmayan şemalara anlayış lazım biraz”..

Bazı şemalar terapiye geldiğinizde zaten değişmeye daha müsaittir ve birkaç aylık seans çabaları ile gelebilir elinize, ve yeni şemalara izin verebilir.  Ancak diğer bazıları ise o kadar kuvvetlidir ki, değiştirmek istediğinizi bildiğiniz halde, bir türlü değişime imkan vermezler. Belli ki hazır değildir veya tam değişemeyecek kadar derindir sizdeki izleri. Böyle durumlarda yavaş yavaş çalışır danışan ve terapist. İzin verir değişim sürecinin getirdiği zorluklara. Kimi zaman gözyaşı, hüzün, kimi zaman da öfke çıkar seanslarda, ve terapist de danışan da bu deneyimin içinde bulunurlar, sabırla ve ısrarla. Sonrasında ne olur peki, şema veya olumsuz deneyimler artık değişmeye hazır olduklarında, pıt diye geliverirler elinize, aynı resimdeki yaprakta olduğu gibi, şaşırtırlar sizi.

Bazı danışanlar buna izin verecek kadar gayretli ve devamlı olurlar terapide, bazıları ise günün birinde yeniden odaklanmak üzere o defteri kapatırlar. Bu her kişinin biricik deneyimine bağlıdır, ve herkes aynı yoldan gitmez terapide. Ancak kopmayan bir yaprak düşündürtebilir bizi, değiştirmek istediklerimiz, ve değişirken yaşayacaklarımız hakkında..

 

 

 

Bir yaprağın bile kopmak için zamana ihtiyacı var..” üzerine bir yorum

  1. Süreyya Ünal adlı kullanıcının avatarı Süreyya Ünal

    Çok tesekkürler.Yazinizdan cok faydalandim ve etkilendim.Tebrik ediyorum sizi.Ayrica annenizin tecrübelerine önem vermeniz de çok değerli.

    Beğen

Yorum bırakın