Eyvah sınav sonuçları açıklandı, ne yapmalıyım doktor?

mantas-hesthaven-135478-unsplash.jpg

Birçok insan için bugünün diğer günlerden pek bir farkı yok. Ancak ailesinde 17-18 yaşlarında bireyler bulunan her ailede birazcık telaş var.. Medeniyetin muhteşem (!) buluşlarından biri, “üniversite giriş sınavı” nın sonuçları açıklandı çünkü. Çocuğu ile bir şekilde ilgilenmeye çalışan tüm ailelerde bir kaygı var, ne yapılmalı ve genç bireye bu süreçte nasıl yaklaşılmalı?

Öncelikle ailelerin gelen sınav sonucunu nereye koydukları çok önemli, çünkü genç bireylerin bu sonucu nasıl yorumlayacakları kendi fikirlerinin yanında, ailelerden gelen açık veya örtük beklentilere de şekilleniyor. Çocuğun vereceği tepkiyi ebeveyne göre ayarlaması durumu, henüz erken bebeklik çağındaki çocukların izlediği bir yöntem olarak biliniyor. Bilirsiniz, bebekler düştüğünde eğer gerçekten çok canları acımadıysa önce ebeveynin yüzüne bakarlar, eğer “hiiii” diye bir ses duyarlar ve ebeveynin yüzündeki korkuyu algılarlarsa ağlamaya hatta tepinmeye başlayabilirler. Bir diğer seçenekte, ebeveyn düşen çocuğun yanına gitmeden ve çok da ilgilenmeden “kalk tamam hadi bakalım” der, çocuk böyle durumlarda ya ilgiyi alabilmek için ağlar ya da duygusunu ve acısını bastırarak oyununa devam eder. Bir de cezalandıran ebeveyn tipi var, orada da düşen çocuğa bir de ebeveyn kızar ve “Napıyorsuuun, demedim mi dikkatli ol diye” şeklindeki söylemler ile çocuğa karşılık verir. Bunun karşısında ise çocuğun verdiği tepki genelde daha çok ağlamak ve ileriki zamanlarda düşmekten daha da korkmak olur. Sağlıklı ebeveynlik ise, çocuğun muhtemel acısı ile içtenlikle ilgilenmek, duygularını anladığını çocuğa belli etmek ancak durumu olduğundan fazla algılayıp çocuğu korkutmamak ile olur.

Şimdi çocuğunuz büyüdü ve ergenlik sonrası genç yetişkinlik başlangıcı muhteşem bir dönemde.. Ancak hala ebeveynlerinin verdiği tepkilere veya öğrendiği davranış biçimlerine göre hareket edebiliyor, kendi fikir ve algıları oluşmuş olsa da.. Sınav sonucu da aslında bebekken çocuğun yaşadığı düşme deneyimi gibi bir durum, ne çok eksiği ne de çok fazlası.. Öncelikle durumu böyle görmeye çalışarak ailelerin kendilerini sakinleştirmesi gerekiyor.. Artık bütün uzmanlar söylüyor ki geleceğin meslekleri, yapılan çok sınırlı bir sınavın sonucuna bağımlı olamayacak kadar geniş ve yaratıcı..

Bir ikincisi ise, ailelerin sınav sonucu iyi(!) veya kötü(!) gelen gençlere nasıl davranacakları konusunda oldukça endişeli olması. Benim burada önerim, gençlerin yaşadıkları deneyimlerden kaçırılmaması, fazlaca panik yapılmaması ancak ilgiden de mahrum bırakılmaması.. Yaşadıkları ilk hayal kırıklığı veya ilk mutluluk değil bu gençlerin.. Hayatlarında şimdiye kadar bir çoğunu yaşadılar ve bu yaşantıların daha bir çoğunu da yaşayacakları kocaman bir hayat var önlerinde.. Bırakın tatsınlar bu eşsiz deneyimleri, bırakın yaşasınlar, kaçırmayın onları geçici telafilerin kucağına.. Konuşun, deneyimlerinizi paylaşın.. Ne çok başarılı oldukları ne de başarısızlığa uğradıkları için değil, onları yalnızca onlar oldukları için sevdiğinizi söyleyin.. Hangi yaşta olurlarsa olsunlar en çok ihtiyaç duydukları 5 şeyden birisi çünkü bu, koşulsuz sevgi..

Elbette bu süreçte yaşananlar konuşulacak, tercihler için akılcı çözümler aranacak, uzmanlara başvurulacak. Ancak bugün değil, bırakın bugün yaşasınlar içindekileri, ileride duygularını aramak için madeni kazılara ihtiyaç duymamaları için bırakın bugün bastırmasınlar yaşadıklarını..

Görsel; Mantas Hesthaven on Unsplash

Yorum bırakın