
Bugün Türkiye’nin bir çok yerinde, bir çok medya kuruluşunda 17 ağustos 1999 tarihinde yaşanan büyük yıkım ve kayıplar anılıyor. Hatırlanması, anılması çok güzel, keşke gereken tedbirleri alma ve bu süreci yaşayan insanları anma konusu tek bir güne sığdırılmasa, ama olsun yine de çok güzel..
Travmanın çok çeşitli versiyonları devam ediyor o günden bu güne. Kimileri afeti fiziken yaşamış, yakınları zarar görmüş olabiliyor, kimileri ise yaşadığı halde zarar görmemiş olabiliyor. Bunların hepsi farklı etkiler bırakıyor kişi üzerinde. Bir de fiziken orada bulunmadığı halde medya, gazete gibi yayın organlarından fotoğraflar haberler görerek travmatize olmuş kişiler olabiliyor. Tüm hepsinin deneyimi biricik ve herkese kendi yaşantısı ağır. Ama ortak olan bir şey var, üstünün örtülmesi değil konuşulması gerekiyor bu deneyimlerin.
Ankara’da yaşanan patlamalar sonrasında, ODTÜ’de küçük bir gruba eğitim ve uygulamalar yapılmıştı afetten sonra psikososyal müdahale konusunda. O eğitimde Sevgili Nuray Karancı hocamın belirttiği en önemli şeylerden birisiydi; “insanların yaşadıkları hakkında konuşmasını engellemeyin, duygularını anlatmalarına izin verin”.
Televizyonda görünce “Ay kapatalım şimdi görecek kötü olacak” demeyin varsa bunu yaşayan yakınınızda birileri. Eğer travma sonrası işlemleme sürecini sağlıklı tamamladıysa bunu anmak ona hüzün, özlem gibi duygular yaşatacaktır ancak anmanın verdiği huzuru da deneyimleyecektir. Ama “vah, tüh” ler eşliğinde, duyguların değil sadece “yazık” ların duyulduğu bir tuzağa da düşmeyin. Zira çok bilinen üzüntü duygusunun yanında görmezden gelinen öfke ve suçluluk duyguları da çokça çıkıyor travmaların ardından. Bu duyguların da hapsedilmemesi ve konuşulması çok önemli. Öfke nereden çıkıyormuş demeyin, aniden gelen bir olay ile hayatları yön değiştiren bu insanların tüm bu duyguları yaşaması çok insani, çok normal.. Eğer travma sonrası süreci sağlıklı bitiremedi, konuşturulmadı ve duyguları bastırıldıysa bu anma günleri bir fırsat olabilir, yıllar sonra başlayabilir travmatik anıyı işlemleme süreci. Kişinin hayatında ortaya çıkan bir çok problem alanı bu durum ile bağlantılı olabilir ve bu süreç kişiyi yardım arayışına yönlendirebilir.
Buradan da tekrar afetten bir şekilde etkilenmiş tüm herkesin biricik deneyimine hak verelim ve anıları hatırlayalım.. Anmak güzeldir, beraberinde getirdiği duyguları konuşmak için fırsat verir.. acı ve keder de getirebilir, suçluluk, utanç ve öfke de..
Bu konudaki uzman görüşleri bolca okunabilir ve okutulabilir, belki herkesin eli çevresindeki birine uzanır, omzuna dokunur, usulca “Konuşmak ister misin?” denir..