
Grip Olunuz Efendim!…Eleştirel ve talepkar ebeveyn modlarına da, sınır tanımayan şımarık çocuk moduna da birebir.. Bir tutam halsizlik, bir parça baş ağrısı, biraz yardım isteme, biraz zayıflığını gösterme ile dolu bir ufak gün..
Yetiştirmeniz gereken bir işiniz mi var, teslim edeceğiniz bir makale, önceden ayarladığınız ve gitmeniz gereken bir buluşma, gülümsemeniz gereken bir fotoğraf.. ve daha her ne varsa.. bir süreliğine beklemeye alacağınız bir yığın zorunluluk.. Bir kaç sosyal medya hesabında rastladım, “bir kaç gündür hastayım, paylaşım yapamıyorum, affedin” yazılmış.. Artık sosyal medya hesapları bile bir zorunluluk..
.
İşte bu küçük hastalık zamanları, yüzleşmekten kaçtığınız veya hep sözünü dinlediğiniz modlarınız ile zorunlu bir buluşma zamanı.. Tüm bu bekleme ve yavaşlamalara tepki veren bir eleştirel mod “Hadi canım sen de, ufak bir halsizlik, kalk da işlerini yap, zaten ertelemeye bahane arıyorsun, insanlar neler yapıyor” diyor; her şeye rağmen mükemmellik bekleyen bir talepkar mod “Kendi işini kendin halletmelisin, yardım istemek de neymiş, zayıf olsan bile zayıflığını gösterme, o surat ne öyle gül biraz” diyor; ve tabi ki sınırlarının farkında olamayan bir şımarık mod “Bu hastalık da nereden çıktı şimdi, nasıl olur, hafta sonu gezecektim, istediğim olmayacak mı; çok mutsuzum, bu niye başıma geldi..” diyor..
.
Hayatın akışında, bu sözleri duymamak için gösterdiğiniz tüm çaba, 1 günlük halsizlik ve grip ile yıkılıyor.. Ne muhteşem bir fırsat.. En mükemmeli değil, iyiyi ve elinden geleni yapmak, kimi zaman güçlü olduğun gibi kimi zaman da yardım isteyebilmek, biraz kendini ve ihtiyaçlarını görebilmek, kırılganlığın ile yüzleşebilmek, bazı şeyler karşısında hayır diyebilmek, sınırlarının ve bazen elinden gelmeyenlerin farkına varabilmek için..
.
Terapötik bir grip günü.. Koşa koşa yaşadığımız hayatımıza bir küçük yavaşlatıcı kasis.. “Her şeyin başı sağlık” derler ama, sonbaharın böyle küçük rahatsızlıklar getirdiği olursa hani, terapötik bir kırılganlık gününe ne dersiniz?