Merhabalar ve Hoşçakallar

chair-1940973_1920

Her merhaba, kolunda bir “hoşçakal” ile beraber girer hayatımıza.. Tabi her “hoşçakal” da yeni bir “merhaba” ihtimali ile..

Bugün Eylüle ve dolayısıyla sonbahara merhaba derken, aslında “2019 yazı”na da hoşçakal demiş olduk.

2019 yazını diğer yazlardan ayıran ne oldu mesela? Kişisel öykünüzde bu yazın yeri neresi mesela.. Bu yazın size verdikleri ve sizden götürdükleri neler örneğin? .

.
.

Sahildeki dalgaların taşların bazılarını alıp götürmesi, diğer bazılarını da denizin cevherlerinden size doğru getirmesi, bazılarına da hiç dokunmaması gibi.. Neler kaldı sağlam yaşamınızda, neler kalıcı ve sizi siz yapan şeyler? Neler ise yeni geldi, iyi ki de geldi diyeceğiniz? .
.
.
.

Bu yaza birkaç ebeveyn mesajı bırakmaya ne dersiniz mesela? Size iyi gelmeyen, zihninizin içinde size konuşup duran işlevsiz ebeveyn mesajlarından hangisini bu yaza, sahilden taşları götüren dalgalara bırakabilirsiniz? “En iyisini yapmalıyım” mı? “Sevilmezim, değersizim” mi? “Asla başaramayacağım”, “Kendi fikrimi söylersem terk edilirim”, “kendi başıma ayakta kalamam” ya da “güçlü olmalı, kimseye duygularımı göstermemeliyim” mi? .
.
.
.
.

Bu mesajları sahibine iade etmek terapide uzun seanslar üzerinde çalıştığımız konulardır. Ancak siz şuanda kendinizi dinlerken, “hangi mesajı iade etseniz yaşamınız daha tatminkar, keyifli ve canlı olurdu” sorusunu düşünebilirsiniz. Belki dalgalara usulca bırakır, belki de sektire sektire ileri fırlatırsınız o taşı, o işlevsiz mesajı.. Denizin o mesajı bir gün tekrar size getirmeyeceğinden emin olamazsınız, ama niyet bu ya, vedalaşın şimdilik o mesajla, bir yerden başlamış olmaz mısınız? .
.
.
.

Eylüle taptaze bir merhaba diyebilmek için, 2019 yazına hangi işlevsiz mesajı bırakmayı dilersiniz? .

Yorum bırakın