Geçecek diyoruz da, geçince ne olacak?

IMG_20200628_114141_294.jpg

Kalıcı olanın ne olduğunu bilmezsek geçici olanın geçmesi bizi rahatlatacağı yerde korkutur, yani bence çoğu zaman yalnızca “geçecek” demek, eksik tesellidir.. .
.
.

Bu gidecek, başkası gelecektir, satranç tahtasının üzerindeki taşlar gibi, gelecek, gidecek, yer değiştirecek ve azalacaktır (metafor, Hayes). Bazı gelenler şah taşı kadar hayati, bazıları at kadar yeri doldurulamaz veya bazıları piyon kadar alternatifli olacak. Ancak her daim yerine yenileri gelir, yaşam böyle çünkü. .
.
.

Okumaya devam et “Geçecek diyoruz da, geçince ne olacak?”

Bir davranışı değiştirmek istiyorsanız..

javier-allegue-barros-C7B-ExXpOIE-unsplash

Stanford Üniversitesi bünyesinde yapılan, sağlık davranışları hakkındaki bir araştırmada, bir metro istasyonunda 2 grup yolcuya farklı levhalar gösteriliyor (Suri ve ark., 2014). İlk gruptaki levhada “Will you take the stairs?””Merdivenleri kullanmak ister misiniz?”; diğerinde ise “Take the stairs””Merdivenleri kullanın” yazıyor. İlk levha kişilerin seçme özgürlüğüne ve istemli hareketine vurgu yaparken, ikinci levha buyurgan ve zorunluluk içeren bir yapıya sahip.

 

Okumaya devam et “Bir davranışı değiştirmek istiyorsanız..”

Merhabalar ve Hoşçakallar

chair-1940973_1920

Her merhaba, kolunda bir “hoşçakal” ile beraber girer hayatımıza.. Tabi her “hoşçakal” da yeni bir “merhaba” ihtimali ile..

Bugün Eylüle ve dolayısıyla sonbahara merhaba derken, aslında “2019 yazı”na da hoşçakal demiş olduk.

2019 yazını diğer yazlardan ayıran ne oldu mesela? Kişisel öykünüzde bu yazın yeri neresi mesela.. Bu yazın size verdikleri ve sizden götürdükleri neler örneğin? .
Okumaya devam et “Merhabalar ve Hoşçakallar”

Başlamaya hazır ol(a)madığımızda

cornfield-195642_1280

Kaçtığımız, başlamaya hazır olmadığımız şeyler biz onları arkada bırakınca ortadan kaybolmuyor, doğru. Hani deve kuşu diyorlar, kafasını kuma gömüyor, kendini kandırıyor diyorlar bu da doğru. Ama bir de ona sormak lazım değil mi? “Yahu neye ihtiyacın var, acaba şu anda bu adımı atamamanda neyin etkisi var? Olduğun yerde sana iyi gelen neler var ki attığın adımda onları arkada bırakacağından korkuyorsun? Haklısın başlamak bazen o kadar da kolay olmuyor, peki hazır olabilmen için ne kadar zamana ihtiyacın var?”

Okumaya devam et “Başlamaya hazır ol(a)madığımızda”

Anmak güzeldir, beraberinde getirdiği tüm duygular da..

daniel-tafjord-260476-unsplash.jpg

Bugün Türkiye’nin bir çok yerinde, bir çok medya kuruluşunda 17 ağustos 1999 tarihinde yaşanan büyük yıkım ve kayıplar anılıyor. Hatırlanması, anılması çok güzel, keşke gereken tedbirleri alma ve bu süreci yaşayan insanları anma konusu tek bir güne sığdırılmasa, ama olsun yine de çok güzel..

Travmanın çok çeşitli versiyonları devam ediyor o günden bu güne. Kimileri afeti fiziken yaşamış, yakınları zarar görmüş olabiliyor, kimileri ise yaşadığı halde zarar görmemiş olabiliyor. Bunların hepsi farklı etkiler bırakıyor kişi üzerinde. Bir de fiziken orada bulunmadığı halde medya, gazete gibi yayın organlarından fotoğraflar haberler görerek travmatize olmuş kişiler olabiliyor. Tüm hepsinin deneyimi biricik ve herkese kendi yaşantısı ağır. Ama ortak olan bir şey var, üstünün örtülmesi değil konuşulması gerekiyor bu deneyimlerin.

Okumaya devam et “Anmak güzeldir, beraberinde getirdiği tüm duygular da..”

Üniversite Tercih Dönemi için Öneriler

1451736913066

Her karar verme süreci içinde bir “yas süreci” ni barındırır. Tercih ettiğimiz yöne doğru giderken, biraz da tercih etmediğimiz yönün bize getirebileceği muhtemel fırsatlardan vazgeçmiş olmanın yasını tutarız. Hele ki seçtiğimiz yön hayattaki konfor alanlarımızın dışında ise, karar vermek çok daha zor olabilir. Hayattaki hiç bir seçim tümüyle zarara götürmediği gibi, hiç bir seçim de tümüyle konforlu bir hayatı garantileyemez. Yürümek için seçtiğimiz yol ne kadar önemliyse, o yolda yürürken yaptıklarımız da bir o kadar önemlidir. Dolayısı ile karar ve seçim süreçlerini tercih yapıldıktan sonra sıfırlanan bir durum gibi değil, aksine tercih doğrultusunda yürümenin getirdiği bir süreç gibi algılamak gerekir. Böyle olunca, atılan ilk adımın getireceği sonuçları felaketleştirmekten de kurtuluruz.

Okumaya devam et “Üniversite Tercih Dönemi için Öneriler”

“Hepimiz bir” miyiz yoksa her birimiz “biricik” mi?

evie-shaffer-556480-unsplash

“Sınav sonucumuz beklediğimiz gibi gelmedi. Mimarlık istiyorduk ama sanırım diş hekimliği yazacağız.” Bu cümleleri dün haber programlarından birinde bir anneden dinledim. Cümleler sizi yanıltmasın, bu anne evladı ile birlikte girmedi elbette sınava, yalnızca son dönemde bir çok kişiden duyabileceğiniz yaygın bir “biz dili” kullanıyor. Çevrenizde rastlamışsınızdır belki bu dile, bebeği olan annelerin “Ay karnımız acıktı bizim, gidip bir doyuralım” veya “Uykumuz gelince böyle huysuzlanıyoruz” dediğini duymuşsunuzdur belki. Hatta sevgilisi/eşi için bile bu dili kullanan bireylere rastlanabiliyor “Dün bütün gün hasta yattık” veya “İstediğimiz olmayınca küseriz biz” gibi.

Okumaya devam et ““Hepimiz bir” miyiz yoksa her birimiz “biricik” mi?”

Eyvah sınav sonuçları açıklandı, ne yapmalıyım doktor?

mantas-hesthaven-135478-unsplash.jpg

Birçok insan için bugünün diğer günlerden pek bir farkı yok. Ancak ailesinde 17-18 yaşlarında bireyler bulunan her ailede birazcık telaş var.. Medeniyetin muhteşem (!) buluşlarından biri, “üniversite giriş sınavı” nın sonuçları açıklandı çünkü. Çocuğu ile bir şekilde ilgilenmeye çalışan tüm ailelerde bir kaygı var, ne yapılmalı ve genç bireye bu süreçte nasıl yaklaşılmalı?

Okumaya devam et “Eyvah sınav sonuçları açıklandı, ne yapmalıyım doktor?”