
Sormak istedikleriniz var ancak nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Öncelikle, psikoterapi almak isteği veya fikri uzun zamandır aklınızda duruyor, ancak harekete geçmek konusundaki zorluk diğer ihtiyaçların önüne mi geçiyor? Yalnız değilsiniz; bu durum, psikoterapi almak isteyen bir çok kişinin yüzleştiği temel bir süreçtir. Bunun hakkında yapabileceğiniz en güzel şey; ilk olarak kendiniz ile birkaç dakikalığına da olsa yalnız kalabileceğiniz bir ortam seçip kendinize şunları sormanızı istiyorum “Bugünlerde gerçekten de ihtiyacım olan şey ne? Sorunlarımdan kaçmak için yaptığım şeyler (tıkınırcasına yeme, yataktan çıkmayıp film/dizi izleme, alkol tüketme, sosyal ortamlar olmadan yaşayamama, yalnız kalmaktan kaçınma gibi..) beni kısa süreliğine rahatlatsa da, aslında gerçekten neye ihtiyacım olduğunu bulmamı engelliyor mu? Hayatım bir şekilde devam ediyor ve öyle de olmaya devam edecek, ve alıştığım sorunlarımın rahatlığını, beni geliştirecek ancak yeni olmasından kaynaklı rahatsız hissettirebilecek bir sürece tercih mi edeceğim?”
Bu sorular aslında, içinizde bir yerde, mutlu olmak isteyen, hayatın tadını çıkarmak, hedeflerine koşmak isteyen bir” siz” den geliyor. Şema terapinin kavramları ile, bu sizin mutlu çocuk tarafınızdan, veya sağlıklı yetişkin tarafınızdan geliyor olabilir. Ancak içinizde bir yerde başka sesler “Ona harcayacağın imkanların ile tatile gidersin, seni mutlu edecek şeylere harcarsın. Hem zaten sorunların o kadar da rahatsız edici değil.” diyerek cesaretinizi kırmak istiyor olabilir. Diğer bazı ve en tehlikeli sesler ise “Deli misin ki sen? Psikoterapi de neymiş? Sen küçükken de böyleydin, en ufak problemi büyütürdün, güçsüzsün işte. Büyüdün artık, saçmalamayı bırak. Elalem ne der..” şeklinde sizi yargılıyor da olabilir. Tüm bu sesler, psikoterapi yardımı almak isteyen, ihtiyaçlarına kulak vermek isteyen tarafınızın sesini kısıyor, onu bastırıyor olabilir. İşte başta yaşadığınız kararsızlık ve harekete geçememe halinin birkaç sebebi bunlardır. Elbette ki her insan kendine has, ve her insanın iç sesleri ve ihtiyaçları da biriciktir. Kendi iç seslerinizi, yaşamak istediğiniz hayatı, sorunlarınıza olan bakışınız farklılaştığında hayatın size neler sunacağını görmek ve tanımak ise psikoterapi yolculuğunun birçok sonucundan birkaçı olmaktadır.
Peki ihtiyacım olan, bana uygun olan psikoterapisti nasıl seçeceğim?
Öncelikle iyi bir eğitim, ve etik ilkelere uygunluk konuları dikkate almanız gereken temel konulardır. En özel sorunlarınızı konuşacağınız bir uzmanın, gizlilik ilkelerine dikkat etmesi, size yapacağı müdahalenin profesyonelce verilmesi gibi temel sorularınızı karşılayacak cevaplar başvuracağınız uzmanın eğitim bilgilerinde kendisini gösterecektir. Bunun yanında, elbette ki bütçeniz ve buna ayırmak istediğiniz vaktiniz de önemli bir belirleyici olacaktır. Bu da bir sonraki sorumuzun içeriğinde cevaplanabilecektir.
Hangi psikoterapi çeşidi kime daha uygundur?
Psikoterapi hizmeti almak isteyen kişilerden bazıları sorunlarını net olarak bilerek veya semptomlarına dair teşhisi almış olarak gelirler. Örneğin depresyon tanısı alıp ilaç kullanmakta olabilir kişi, veya panik ataklarından dolayı başvurmuş, veya sosyal ortamlarda aşırı kaygısından şikayet etmekte olabilir. Bu gibi durumlar, seanslar sırasında daha net gidilebilecek, bilişsel davranışçı terapi teknikleri ve yaklaşımı ile ele alınarak semptom rahatlaması sağlanabilecek durumlardır. Bunların sonrasında kişi ve psikoterapistin ortak kararı sonucu terapi sonlandırılabilir, veya farkındalık düzeyini artırmak isteyen danışanlar ile daha ilişkisel veya şema/mod terapisi yaklaşımları ile çalışılabilir.
Diğer bazı kişiler ise, sorunlarının net olarak farkında olmadan, ya da onları tanımlayamadan gelirler. Örneğin kişi, “Son zamanlarda çok huzursuz hissetmekten uyuyamaz hale geldim, uyuduğumda sıçrayarak uyanıyorum” veya “Hayatım boyunca sessiz sakin biriydim, ve bu durum artık hayatımın bazı alanlarını olumsuz etkilemeye veya beni rahatsız etmeye başladı” veya “Neyim olduğunu gerçekten bilmiyorum, yalnızca sürekli mutsuzum” şeklinde şikayetler ile gelebilir. Bu durumlarda, psikoterapist ve birey, huzursuzluk, mutsuzluk veya rahatsızlığın kaynağını bulmak için beraber çalışırlar. Odaklanılacak belirli bir semptom olmadığı zaman, ilişkisel yaklaşımlar, şema/mod terapisi daha esnek bir hareket alanı sağlar. Bu durumlarda terapi biraz daha karmaşık, ancak bir o kadar da faydalı olur.
Elbette ki, her iki terapi de her iki durumda kullanılabilir, buna dair çok zengin bilimsel çalışmalar bulunmaktadır. Ancak klinik deneyimlerime dayanarak, kişinin kendisini daha rahat hissedeceği, ve terapinin daha iyi ilerleyeceği durumlar aktarılmıştır.

Psikoterapi ne kadar sürer? 2 seansta sorunlarım çözülür mü?
İlk olarak, 2 seansta türlü sorunlara çözüm bulurum iddiasının gerçekliğini kendi içinizde test etmenizi öneririm. Hiç bir sorun 2 saatte ortaya çıkmadığı gibi, 2 saatte de çözülemez. Peki yapanlar nasıl yapıyor olabilir? Bazı didaktik yöntemler kişide geçici semptomatik rahatlamaya sebep olabilir. Örneğin bir komşu teyze size “ Kızım/Oğlum biliyor musun insan yaşlanınca anlıyor, neden o kadar şeyi kafama takıp hayatımı zehir etmişim diyor..Her üzüntü de her sevinç de geçiyor” dese, muhteşem bir aydınlanma yaşayabilir ve aslında hepsi geçecek diyebilir, o gününüzü huzurlu geçirebilirsiniz. Peki bu sorununuzun altında yatan asıl sebebe ne olmuş olabilir? Sizce çözüldü mü? Muhtemelen hayır, sadece çözülmesi 1 gün daha geciktiği için biraz daha güçlendi. İşte kısa süreli didaktik yöntemler bu tarz bir rahatlama sağlayabilir. Elbette ki bir uzman tarafından verilen kısa süreli terapiler de vardır. Örneğin panik ataklar deneyimleyen bir kişinin, farklı davranışsal deneyleri 2 seansta tamamlayarak kazanılan sınırlı bir iç görü ile aslında yaşadığı deneyimlere farklı bir yerden bakabilirse, atakların azalmaya başladığını görecektir, ve kişi terapisinin bittiği bilgisi ile rahatlamış şekilde odadan çıkabilir. Farklı uzmanların farklı görüşlerine saygı duymak ile beraber, psikoterapistlerin çoğu, sorunun altında yatan sebebi bulmanın, ve ona dair müdahalenin asıl faydayı sağladığını savunur. Bu durum aslında şuna benzer; “ Kişi, boğazında ağrı ile doktora gider, doktor tahlil isteyince ise vaktinin olmadığını söyleyip yalnızca antibiyotik almayı teklif eder. Doktorun yazdığı antibiyotik ve vücudun dinlenmesinin de etkisi ile birkaç gün sonra kendini iyi hisseder ve vücuduna kimyasal almamak gerekçesi ile verilen antibiyotiğin geri kalan kısmını kullanmaz. Bu durumda ne olur peki? Kişi hem sorunun sebebinin ne olacağına dair tahlil yaptırmayı kabul etmemiş, hem de çözüm olarak verilen ilacın devamlılığını sağlamamış olur. Bu durumda kısa süre sonra yeni bir enfeksiyonun gelmesi olasıdır.” İşte psikoterapinin kısa veya uzun olmasına dair belirtilebilecek bazı görüşler bu şekildedir. Elbette bu işi neden kısa tutmak istediğiniz, veya güvenip güvenmemeniz de yapılacak seansların bir konusu olabilecektir.
Size nasıl ulaşabilirim?
Bana ulaşabilmek, seanslarımı yaptığım ofisim, seans ücretlerim gibi konularda daha detaylı bilgi alabilmek için, sitemin “İletişim” menüsünden çok kısa bir form doldurmanız yeterli olacaktır. Mümkün olan en kısa zamanda size dönüş yapılacaktır.